Tang Hanedanı (618-907) Çinli Şair Du Fu (712 – 770) (杜甫) – Altı Dörtlük

Birinci Dörtlük

Gün doğumu çitin doğusundaki sudan doğuyor,

Bulut evin kuzeyindeki çamurdan yükseliyor..

Yalıçapkınları bambuların arasında yükseklerde ötüyorlar,

Sülünler tenha kumsalda dans ediyorlar.

Türkçeye: Çetin Bayramoğlu

02.01.2026 İstanbul

Kelimeler:

Gün doğumu =日出 Rì chū

Çit = 篱 Lí

Doğu= 东 Dōng

Su = 水 Shuǐ

Bulut = 云 Yún

Kuzey = 北 Běi

Çamur = 泥 Ní

Şarkı söylemek, ötmek= 鸣 Míng

Bambu = 竹 Zhú

Sülün = 鹍鸡 Kūn jī

Yalıçapkını = 翡翠 Fěicuì

Tenha = 僻 pì

Dans etmek = 舞 wǔ

Kum, kumsal = 沙 shā

##

杜甫 – 绝句六首

其一

日出篱东水,云生舍北泥.

竹高鸣翡翠,沙僻舞鹍鸡.

Çeviri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çinli Şair Mèng Jiāo (751-814) – Bir Gezginin Şarkısı

Sevgi dolu annenin elindeki iplik, Gezgin bir oğulun sırtındaki giysiler.

Uzun sürecek yola çıkmadan önce, Yokluğundan korkarak onları özenle diker.

Kim der çimen otunun kalbi, Bir bahar sıcaklığının karşılığını öder?

Türkçeye: Çetin Bayramoğlu

(6 satir, 30 kelime)

01.01.2026 İstanbul

###

孟郊 – 游子吟

慈母手中线,

游子身上衣.

临行密密缝,

意恐迟迟归.

谁言寸草心,

报得三春晖.

(6 satir, 30 karakter)

###

Metaforlar :

Çimen otunun kalbi = Çocuğun zayıf evlatlık saygısı

Baharın sıcaklığı = Annenin sınırsız iyiliği

Anlamı:

Çocuklar mütevazı çimen otları gibidir, anne sevgisi ise bahar güneşi gibidir. Çocuklar annelerinin sevgisinin bir kısmını bile karşılayamazlar.

Tang dönemine ait bu şiirin önemi:

Çinde ilkokul ders kitaplarına birçok kez dahil edilmiş ve UNESCO tarafından dünya çapındaki öğrencilere önerilen mükemmel bir okuma materyali olarak belirlenmiştir.

Çeviri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çinli şair Wéi Zhuāng (韦庄) (836 – 910) – Tái Chéng (台城)

Yağan ince yağmur nehir sularına karışıyor, nehirin yemyeşil otları hızla boy atıyor

Rüya gibi Altı Hanedanlık dönemi geride kaldı, günümüze kalan kuş cıvıltıları

İyi kalpten nasibini almamış Tái Chéng’in söğütleri

On mil uzunluğundaki kıyı şeritini günümüzde de sis örtüyor

Türkçeye: Çetin Bayramoğlu

31.12.2025 İstanbul

###

韦庄 (836 – 910) – 台城

江雨霏霏江草齐

六朝如梦鸟空啼

无情最是台城柳

依旧烟笼十里堤

####

Tái Chéng (台城): Gelenek ve modernliğin birbirini tamamladığı büyüleyici, tarihi cazibesiyle dolu bir antik şehirdir. Taishan şehrinin (台山市) gelişim ve yenilikçiliğinin öncüsü olan Tái Chéng, muhteşem bir dönüşüm geçirerek günümüzde modern bir şehrin cazibesini sergilemektedir.

Çeviri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çin’in Sekiz Ölümsüz (八仙) efsanesi – Sarı Darı Rüyası (黃粱夢) hikayesi

Lü doğduğunda, doğduğu ev müzik ile şenlendi, güzel kokular ile neşelendi.

Gökten bir beyaz kuğu indi, ailesi mutlulukla sevindi.

Bilgin ve kılıç kullanma ustası Lü, geçersiz not aldı girdiği tüm imparatorluk sınavlarında.

Bu duruma üzülen Lü, rahatlamak istedi bir şarap dükkanında.

Girdiğinde, bir Taoist rahip dükkanın duvarına ölümsüzlük şiiri yazıyordu.

Rahip Lü’ye baktı ve onu selamladı , kendisini Zhong Nan Dağı’ndan Yunfang olarak tanıttı.

Başarısız bilgini hırsını unutmaya ikna etti ve onunla birlikte Tao’da eğitim görmeye başladı.

Ancak Lü ilgisiz görünüyordu ve uyudu, rahibi ise tencerede darı pişirirken yalnız bıraktı.

Gördüğü rüya geleceğini belirlemiş, Lü’yü sevindirmişti.

Rüyadır, gerçekleşmez demeyin, rüyalar insanoğlunu vezir de yapar, rezil de yapar.

Lü rüyasında yüksek bir göreve atanmış zira imparatorluk sınavlarında üstün başarılı oldun, demişler.

Dünya evine giren mutlu insanlar, çoluk çocuğa kavuşur, rüyada veya gerçek hayatta.

Evlenen Lü ‘ ya sevgili eşi, iki çocuk vermiş, biri kız annesi gibi güzel, diğeri erkek, babasının kopyası hatta.

Başarı, başarıyı kovalamış, rütbe, rütbeyi; terfi imparatordan, emir büyük makamdan.

Lü yeteneklerine uygun bir makama atanmış, olmuş liyakatli başbakan.

Yüksek dereceli makamlar insana dost da düşman da kazandırır.

Kıskanç gözler insanı değmeye görsün, insanın hayatı zindan olur.

İnsan gözden düşmeye görsün, ihaneti yaşar, sevdiklerinden, dostlarından.

Feleğin sillesi, çocuklarını mezara sokmuş Lü’ye ihaneti yaşatmış eşinden.

Çulsuz, pulsuz kalan Lü sokaklara düşmüş, ölümün eşiğine gelmiş.

Rüyada geçirdiği onsekiz yıl, kan ter içinde Lü uyandı ve ona gülümseyerek baktığını gördü, rahibin: “Bak, ben hala darı pişiriyordum, ama sen bütün hayatını rüyada yaşadın.”

Lü şaşırdı; bu rahip rüyasında ne gördüğünü nasıl bilebilirdi?

Rahip devam etti: “Rüyan zafer ve acı doluydu. Bunca yıl, her şey boşunaydı, göz açıp kapayıncaya kadar geçirdiniz.

Sadece dini öğretilerde kendimizi geliştirerek hayatın gerçek anlamını anlayabiliriz.”

Rahibin tavsiyesini duyan Lü sonunda aydınlandı.

Rahibin öğrencisi olmak için yalvardı, ancak rahip şöyle dedi:

“Zihnin ve ruhun henüz hazır değil. Birkaç yıl daha kendini geliştirmen gerekiyor ve zamanın geldiğinde yanına geleceğim.”

Bundan sonra Lü, devlet memuru olma hırsını unuttu ve söz verdi kendine; inzivaya çekilerek Tao’da kendimi geliştireceğim.

Lü kendini ciddi bir şekilde eğitti ve rahip tarafından hazırlanan on sınavı geçti.

Rahip onu tebrik etti ve öğrencisi olarak kabul etti.

Aslında bu usta rahip Yunfang’ın gerçek kimliği; Sekiz Ölümsüz’ün bir üyesi olan eli yelpazeli Zhongli Quan (鍾離權).

Lü , sekiz ölümsüzlerin lideri ve şair, Lü Dongbin (呂洞賓).

Birlikte Tao’yu keşfetmek ve uygulamak için yola düştüler, nihayet ikisi de Ölümsüzlüğe erdiler.

27.12.2025 İstanbul

####

Çindeki Sekiz Ölümsüz efsanesi ( 八仙)

Çin’de Taoist geleneğin önemli unsurlarından Sekiz Ölümsüz, Penglai Dağı’nda ( 蓬山) ve Fangzhang (方丈), Yingzhou (瀛州), Daiyu (岱輿), and Yuanjiao (員嬌) adındaki adalarda yaşadığı rivayet edilen sekiz kişiyi kapsar.

Onlar yaşamlarında Taoist felsefe fikirlerini öyle güzel uygulamışlar ki hayatın özüyle mükemmel bir şekilde birleşip ölümsüzlüğe sahip olma hakkı kazanmışlar.

İlk hangisinin ölümsüzlüğe eriştiği bilinmemekte.

Ayrıca onlar hayata sekiz önemli özelliği katarlar.

Bunlar: Gençlik, yaşlılık, sağlık, zorunluluk, rağbet, asalet, erkeklik ve dişiliktir.

Sekiz Ölümsüzün isimleri şunlardır:

1) He Xiangu (何仙姑), Modern bağlamda genellikle grubun tek dişisi olarak görülmekte olup genellikle bir nilüfer çiçeği tutarken tasvir edilir.

2) Cao Guojiu (曹國舅), ölümsüz olmadan önce bir Song Hanedanı imparatoruyla akrabaydı.

3) Li Tieguai (李鐵拐), zihinsel olarak rahatsız olduğu, tıpla ilişkilendirildiği, hastaların ve muhtaçların acılarını hafiflettiği kabul edilir, demir koltuk değneği ve su kabağı şişesiyle tanınır.

4) Lan Caihe (藍采和), başlangıçta kadın olarak resmedilirken daha sonra belirsiz veya daha doğrusu “dönüştürücü” bir cinsiyet geliştirdi, çiçekçilerin ve bahçıvanların hamisi olarak kabul edildi.

5) Lü Dongbin (呂洞賓), Sekiz Ölümsüz’ün lideri olarak kabul edilen bir bilgin ve şair.

6) Han Xiangzi (韓湘子), flüt sanatçısı.

7) Zhang Guolao (張果老), uzun ömürlülüğün fangshi sembolü.

8) Zhongli Quan (鍾離權), ölüm, gümüş ve altın yaratma gücü ile ilişkilendirilirken, genellikle elinde bir yelpaze tutarken tasvir edilmiştir.

Çin efsaneleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

关山月 – 李白- Dağ Geçitindeki Ay – Çinli Şair Li Bai ( 701 – 762)

Dağ Geçitindeki Ay – Çinli Şair Li Bai ( 701 – 762)

Parlak ay, uçsuz bucaksız bulut denizinin ortasında, Tianshan Dağları’nın üzerinden yükseliyor.

On binlerce mil öteden deli rüzgar, Yeşim Kapısı Geçidi’nde eser, bitmez.

Han ordusu Baideng Yolu’ndan aşağı inerken, düşmanlar Qinghai Körfezi’ni gözetliyor.

Burası her zaman çok az askerin sağ kaldığı savaş alanı olmuştur, kimse geri dönmez.

Nöbet tutan askerler,yüzlerinde memleket özlemi, sınır bölgesini gözetliyor .

Bu gece yüksek nöbet kulesinde, iç çekişler hiç dinmez.

关山月 – 李白(Lǐ Bái)

明月出天山,苍茫云海间.

长风几万里,吹度玉门关.

汉下白登道,胡窥青海湾.

由来征战地,不见有人还.

戍客望边色,思归多苦颜.

高楼当此夜,叹息未应闲.

#####

Türkçeye: Nuray ve Çetin Bayramoğlu

24.12.2025 İstanbul

Çeviri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

李商隐 (Lǐ Shāngyǐn) – 无题 – İsimsiz şiir

Buluşmak zor, ayrılmak ondan da zor, doğu rüzgarı güçsüz, çiçekler solmuştur.

İpekböceği ölene dek ipek örer, mum bitene kadar yanar.

Şafak sökerken aynada saçlarımın ağardığını endişeyle izlerim, gece boyunca ilahiler okur, ay ışığının soğukluğunu hissederim.

Penglai dağı uzak değil, mavi kuş ziyaret edip, araştırır.

相见时难别亦难,东风无力百花残.

春蚕到死丝方尽,蜡炬成灰泪始干.

晓镜但愁云鬓改,夜吟应觉月光寒.

蓬山此去无多路,青鸟殷勤为探看.

###Penglai, (蓬莱市) Çin’in Shandong eyâletinde bir şehir, Yantai’ye bağlı bir kasabadır. Turistik bir merkez olan bu kasaba, Sekiz Ölümsüz efsanesiyle ünlüdür.Sloganı ; insanların dünyasında, peri ülkesi (人间仙境).

Türkçeye: Nuray ve Çetin Bayramoğlu

22.12.2025 İstanbul

Çeviri içinde yayınlandı | Yorum bırakın

李商隐 ( Lǐ Shāngyǐn ) ( 813- 858) – 风雨 Rüzgar, Yağmur

Değerli kılıcın sessiz öyküsüdür, serseri hayatımın sonu geldi

Sararan yapraklar rüzgarda, yağmurda dökülürken, eğlence evinde yaylı sazlar çalar

Yeni dostlar soğuk karşılanırken, kadim dostlar kadere teslim oldu

Kırık kalbimi Xinfeng şarabı teselli etmedi, kaderimi değiştirmeye her şeyim fedadır.

##

凄凉宝剑篇,羁泊欲穷年.

黄叶仍风雨,青楼自管弦.

新知遭薄俗,旧好隔良缘.

心断新丰酒,销愁斗几千.

Xinfeng, şarabı ile tanınan bir yerleşim yeri.

Şair : 李商隐 (Lǐ Shāngyǐn) ( 813- 858)

Şiir: 风雨 Rüzgar, Yağmur

Türkçeye : Çetin Bayramoğlu

20.12.2025 İstanbul

Çeviri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

候人兮猗 – Aşkımı Bekliyorum, Ah!

Bir zamanlar yeryüzünde
Henüz barış yoktu,
Huzur yoktu.

Seller ülkeyi kasıp kavuruyor,
Sular altında bırakıyordu.

Otlar boy atıyor, ağaçlar yeşeriyor,
Kuşlar, hayvanlar çoğalıyor,
Ekinler harap oluyor
ve vahşi hayvanlar herkesi öldürüyordu.

Ülkenin umudu İmparator
Karada at arabasıyla,
Çamurda kızakla
Suda tekneyle,
ve dağlarda at sırtında seyahat etti.

Nehirleri taradı, temizleyip denize yönlendirdi.

İmparator onca yaşındayken hâlâ evlenmemişti.

Dağda karşısına “dokuz kuyruklu beyaz bir tilki” çıktı.

İmparator dedi :

“Beyaz, kıyafetimi temsil eder.
Dokuz kuyruk ise şunun kanıtıdır;
Niyetlenirsem, mutlaka benimle
Evlenmek isteyen biri olacaktır”

Dağ halkı şarkı söyledi:

“Beyaz tilki nazik ve zariftir,
Dokuz muhteşem kuyruğu vardır.
Kızımız Imparatorla evlenirse
Ailemize refah getirecektir.”

İmparator, dağ halkından,
Aşkı yeni yeni deneyimlemeye başlayan
Klanın kızıyla, ilk görüşte aşık olup evlendi.

Balayı boyunca birbirlerine
Derinden aşık olsalar da
İmparator selleri kontrol etmeye,
İşine geri döndü.

Eşinin yolunu uzun yıllar bekleyen kız
Bir şarkı besteledi ve söyledi:

“Aşkımı bekliyorum! Ah!”

Kızın sesi,
Dere suyundan daha berrak,
Göl suyundan daha narin
ve dağların esintisinden daha yankılıydı.

Ses tonu bazen kederli,
Bazen dokunaklı,
Bazen alçak,
Bazen yıkıcı,
Bazen kısık
ve bazen de tutkuluydu…

Şarkıyı duyan göller
Hıçkıra hıçkıra ağladı
ve dağlar gözyaşı döktü.

Siyah saçlarına yeşimden tokasını takmış,
Boynunda yeşim bir kolye parıldıyordu.
Pembe bulutlar elbisesini renklendirmiş
ve taze çiçekler güzel yüzünü kızartıyordu.

Gölün kıyısında , zarif bir periye dönüşmüştü.
Parlak, yıldız gibi gözleri uçsuz bucaksız
Uzaklara bakıyor,
Kiraz gibi dudaklarından
Yürekten bir şarkı fısıldıyordu:

“Aşkımı bekliyorum, bunca zamandır!”

Selleri kontrol etmeye kendini adamış
İmparatorunu bekliyor
ve evinin önünden geçip de içeri girmeyen
Aşkına sesleniyordu:

“Aşkım, seni görmek için can atıyorum!”

Kızın aşk çağrısı, romantik ve sevgi dolu
Feryatla dağlarda yankılanır.
Halk arasında şarkı olur,
ve bir gün selleri kontrol eden
İmparatorun kulağına ulaşır.

İmparatorun yıpranmış yüzünden
İki sıcak gözyaşı seli akar,
Gözyaşlarını sel sularına döker,
Sonra küreğini omzuna alır ,
Çalkantılı sulara doğru yürür.

14.12.2025 Istanbul

####Şiirin hikayesi:

候人兮猗 – Aşkımı Bekliyorum, Ah!候人 kelimesi, “aşkını beklemek ” anlamına gelir. 兮 ve 猗 kelimeleri ise sadece ünlem sözcükleridir.

Tek dizelik Çin’in en eski aşk şiiri. M.Ö. 239 yılında çıkarılan kitapta yer alıyor.

Şarkının efsaneye dönüşen hikayesi şöyle:İmparator Büyük Yu, büyük selleri kontrol etmek gibi büyük bir görevi üstleniyor. Kuaiji dağı eteğindeki Tushan köyünde bir genç kızı seviyor.Tushan klanının liderinin Nü Jiao adındaki kızıyla evleniyor, balayından hemen sonra yeniden görevi olan su taşkınlarını önleme işine dönüyor.İmparator, uzun yıllar boyunca evinden uzakta yaşadı, kendi kapısının önünden içeri girmeye cesaret edemeden geçti, ülkesinin topraklarının selden kurtulması için didindi, durdu.Eşinin yolunu uzun yıllar bekleyen Nü Jiao daha sonra bir şarkı besteledi ve söyledi : ‘Aşkımı bekliyorum! Ah!” İmparator, aşkını, ülkesi uğruna terk etmiştir.

Çin efsaneleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kar Prensesi, Osman ve Kır At

Yeni yıl geliyordu, sınıftaki tüm çocuklar heyecanla yeni yıl hediyelerini bekliyorlardı.

Geçen yıl hediyelerini okula getirip, birbirlerine göstermişlerdi. Kiminin hediyesi güzel bir top, kiminin konuşan pilli bebekti. Kimi oyuncak pahalıydı, kimi oyuncak ucuzdu ama hepsi güzel, hepsi yeniydiler. Bütün sınıf o gün çok neşeliydi.

Osman neşeli değil, üzgündü çünkü Osman’ın oyuncağı yoktu.Osman, annesi ve babası kendisi çok küçükken ölmüş, babaannesi ile yaşayan yetim ve öksüz bir çocuktu. Babası yeniden evlenmemişti ve Osman’a tek başına bakıyordu.

Osman’ın babaannesi gece gündüz çalışır, torununun masraflarını karşılar, cebine harçlık koyar, okula gönderirdi. Çok zengin biri değildi. Yılbaşında, Osman’a hediye alacak kadar parası yoktu.

Osman, yılbaşı gecesi babaannesi ile yemeğini yedi, erkenden uykuya yattı çünkü Osman’ın babaannesi o gece işe gitmek zorunda idi. Yatağa girdikten kısa bir zaman sonra derin bir uykuya daldı.

– Dile benden ne dilersen!

Osman karlar ülkesinde, kar prensesinin huzurunda idi. Saray buzdan yapılmış, taht som altından üretilmiş mükemmel bir sanat eseriydi. Duvarlarda renk renk ışıklar buzun içinden sarayın kabul salonunu aydınlatıyordu.

Kar prensesi, tatlı dilli, güler yüzlü, kalbi güzel, kendi güzel , güzellik prensesiydi. Bembeyaz elbise içinde, simsiyah gür saçları omuzlarına dökülüyor , saçlarına incilerle süslü tacını takmış, tahtında oturuyordu.

– Osman, Siz kimsiniz? Diye sordu.

– Ben Karlar ülkesinin prensesiyim. Bu yıl başı sana hediye vermek istiyorum. Dile benden ne dilersen!

– Herşeyi isteyebilir miyim?

– Gel yanıma çocuğum, çekinme benden. Adın ne senin? Tabii ki her dilediğini isteyebilirsin. Senden istemek, benden yerine getirmek. Benim çocuğum yok, benim çocuğum olur musun?

-Benim adım Osman. Benim annem , babam yok , ben küçükken ölmüş ama benim babaannem var. Bana bakıyor, beni büyütüyor, beni koruyor.

– Osman, keşke benim çocuğum olsaydın. Birlikte Karlar ülkesindeki sarayımda yaşasaydık. Benden yeni yıl hediyesi olarak ne istersin?

– Prensesim, sizden yeni yıl hediyesi olarak kır at isteyebilir miyim?

– Elbette isteyebilirsin, Osman. Söyle bana kır atı ne yapacaksın? Atı beslemek, atı korumak, tımar etmek, nallarını değiştirmek, eyerini atın sırtına yerleştirmek, senin için zor olmaz mı?

– Ben kır atım olmasını çok istiyorum. Yeni yıl hediyesi olarak bana kır at hediye ederseniz, sevinirim. Babaannem bana yardımcı olur, benim için zor olmaz.

– Osman seni çok sevdim. Ne istediğini bilen, zorluklardan korkmayan, sorumluluk almak isteyen bir çocuksun. Sana eyeri ve yuları deriden, tüylerinin rengi bembeyaz bir kır at hediye ediyorum. Güzel günlerde, kır atınla, kırlarda gezerken beni hatırlamayı unutma, olur mu?

– Keşke benim annem olsaydınız, çok şey mi istiyorum, sizden?

– Osman, sen tanıdığım en akıllı, en güzel çocuklardan birisin. Senin annen olmanı çok isterim. Bu konuda babaannen ne der? Beni , senin annen, olarak kabul eder mi?

– Babaanne, Babaanneciğim, lütfen kabul et!

Osman kan ter içinde kalmış, heyecanla sesleniyor, babaannesi yanı başında, yatağında uyanmış Osman’ı kucaklıyor.

– Evladım herhalde kâbus gördün, uyan , ben yanındayım, korkma.

– Babaanneciğim kâbus değil güzel bir rüya idi. Canım Babaanneciğim ne olur, karlar ülkesinin, kar prensesinin teklifini kabul et. Benim annem olsun.

– Osman, yeni yıl hediyeni görmek ister misin? Pencereden dışarıya bak!

Dedi babaanne.Kapıda kır at, yanında güzeller güzeli kar prensesi , karlar içinde, penceredeki Osman’a el sallıyor, gülümsüyordu. Osman’ın yeni bir annesi, kır atı olmuştu. Gülümsüyordu, dünyanın en mutlu çocuğuydu.

07.12. 2025 İstanbul

8-10 yaş Masal

Masallar içinde yayınlandı | Yorum bırakın

İki Sevgili

– Ben, seni Sarayın içini gezdirmeden buradan gitmem. Taaa Çin’den gelmişsin, gezip görmeden olmaz!

– Gişedeki bilet kesen kadın sadece müzeyi gezebilirsiniz, dedi.- Sen bana bırak, ben seni Topkapı Sarayının içini gezdirecegim. Cep telefonuma dün indirdiğim bir uygulama bu sorunu çözer. Cep telefonumda yüklü uygulamayı aktif hale getirdim. Şöyle kimsenin olmadığı tenha yere geçelim. Ver elini bana. Söylediklerimi Çince tekrar et!

– Bir, iki üç

– Yī, Èr, Sān ( 一,二,三 )

El ele , göz göze, görünmez oldu, iki sevgili. Gökyüzünde gökkuşağı; bir ucu İstanbul’da, Topkapı Sarayında, diğer ucu Beijing, Yasak Şehirde…Sarayın padişahların, vezirlerin, nazırların, ulemaların dolaştığı loş ve nemli koridorlarında dolaşmaya başladılar. İkisi de heyecanlı, biraz ürkek, elleri birbirine sıkı sıkı kenetlenmiş kimi hücrelere hayretle bakarak ilerliyorlardı.

– Ne kadar sade ve küçük hücreler değil mi? Köşede bir döşek, yerde halı, duvarlarda kilimler ve yere serili seccade. Tarih kitaplarında okumuştum. Şaşırmadım. Ya sen? Yasak Şehirde odalar nasıl acaba?

– Bizim imparatorlar şatafat içinde yaşarlardı. Sarayın içi ipekli örtüler, perdeler, rahat ve huzurlu bir ortamda klasik Çin müziğinin etrafa yayıldığını bir hayal et.

– Görmek isterdim.

– Çok istiyorsan beni takip et, götüreyim.

İkisi heyecanla, gökkuşağı köprüsünde güle oynaya ilerlediler. İmparatorun çalışma salonuna ulaştılar. Derinlerden gong sesi geliyor, koridorlarda dolaşan musiki sesi kulaklarını dolduruyordu. İkisinin de gözleri sevgi dolu parlıyor, birbirlerinin ellerini sıkı sıkı tutuyorlardı.Bahçedeki ağaçların rüzgarda salınması, havuzda akan suyun şırıltısı onlara huzur veriyordu. Mutluydular zira yasak şehrin ziyaret edilmesi çok özel izine bağlı odalarını, koridorlarını geziyorlardı. Bir odada küçük bir prensin ağlama sesini duydular. İmparatoriçe çocuğunu kucaklamış teselli ediyordu.

– Çince ne diyorlar? Bana da anlatsana.

– İmparatoriçe, yazı takımındaki mürekkepi yanlışlıkla değerli Türk halısına döken veliaht prense, halıyı satan tacirle görüştüklerini, mürekkep lekesini çıkaracaklarını, üzülmemesini söylüyor.

– Buna ben de sevindim, herhalde yere serili olan , rengarenk çiçek motifleri ile dokunmuş olan bu halı olmalı.

– Biz Çinliler Türk halılarına çok değer veririz, biliyor musun.

– Gel , Topkapı sarayında sana neler göstereceğim, çok şaşıracaksın.

Güle oynaya, sevgiyle türküler, Çin şarkıları söyleyerek gökkuşağı köprüsünde geri döndüler. Topkapı sarayının çok sıkı güvenlik önlemleri ile korunan, çok önemli misafirlerin ziyaretine açık büyük salonuna girdiler. Duvarlarda, raflarda ve camlı büfelerde yüzlerce Çin vazosu sergileniyordu.

– Dünyadaki en büyük Çin vazosu koleksiyonundan biri, Topkapı Sarayında bulunmakta. Padişahlarımız Çinden gelen bu vazolara çok önem verirler, gözleri gibi korurlardı.

Koridordan gelen ney sesi ikisinin de dikkatini çekti. Müziğin geldiği hücreye girdiklerinde, şehzadelerden biri huşu içinde ney üflüyordu. Duygulandılar, sessizce uzaklaştılar. Cep telefonuna gelen mesaj , ikisini de bu rüya aleminden çıkardı.

– Annem, Pekin ördeği fırında, yarım saate pişer, yaprak dolması hazır, künefeyi siz gelince şerbetliyeceğim. Eve ne zaman dönersiniz? İkinizi de özledim, mesajını yollamış. Ne yapalım?

– Bekletmeyelim, ayıp olur, hemen geliyoruz, mesajını atalım.

Saraydan dışarı çıktılar. Sakin bir köşeye çekildiler, el ele, göz göze, sevgiyle bakışıyorlardi.

– Sevgilim, dediklerimi Çince tekrar eder misin?

– Dört, beş, altı

– Si, Wǔ, Liù ( 四, 五, 六 )

Yeniden görünür oldular. Hayal gibi bir geziden, yeniden dünyamıza geri geldiler. Çocuk kız arkadaşına fısıldadı:

– Seni seviyorum!

Sevgilisi cevapladı:

– Wǒ ài nǐ ( 我爱你 )

04.12. 2025 İstanbul 10 – 12 yaş, Masal

Masallar içinde yayınlandı | Yorum bırakın