SOMA ACISI

soma

“o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler”

Yaxşı kişilər yaxşı atları mindilər, çapdılar və getdilər..

Yaşar Kemal

günlerden bir gün, Soma’da madenciler
karanlığı o kadar derin kazdılar
kimi yaşlı kimi daha on beşinde delikanlı
ki emeğin helal cennetine göçtüler.

o kapkara gecelerle nışanlı yiğitler
vicdanımızda yangın yaktılar
kömür karası uçan atlara binip
bilincimizi aydınlatmaya gittiler

14.05.2014 İstanbul

Not: Soma’da maden kazasında şehit olan emekçilerin anısına..
Çalışma : Recep Bayramoğlu

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | 1 Yorum

SHUSHA AY SHUSHA

Shusha

Shusha, in the bosom of high mountains
Shusha, the symbol of honor-honesty
We used to write poems gladly
We used to compose music for you
Shusha, the cradle of our music

We used to pamper our Shusha in our hearts
Cıdır plain, Jesus spring
Dense forests, variegated grass
High mountains with foggy tops

Our honor, the apple of our eyes
Our Shusha, with Kharı bulbul
We swear to you! We will restore
our historical and cultural monuments,
We will restore Shusha mosque
We will cure our wounds again
We will end Shusha desire in our hearts
We will celebrate a wedding in the Shusha mountains
We will ride horses in Cidir plain
Forever again, and again
God, doesn`t give us patience anymore!

Translated by Ayşen Savadova

İngilizce içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

ŞUŞA AY ŞUŞA!

Şuşa_Qalası

Uca dağlar qoynunda Şuşa
Qeyrət-namus simvolu Şuşa
Sevə-sevə şeirlər qoşardık
Nəğmələr bəstələrdik, sənə
Musiqimizin beşiyi Şuşa
Üreyimizde Şuşamızı Əzizlərdik
Cıdır düzünü, İsa bulağını
Sıx meşələrini, allı-güllü çəmənlərini
Başı dumanlı uca dağlarını.
Bizim fəxrimiz, göz bəbəyimiz
Xarı bülbüllü Şuşamız
Sənə and olsun məhv edilen
Tarixi-mədəni abidələrimizi
Zəngin tariximizi ucaldacayık
Şuşa məscidini bərpa edəcəyiq
Yaralarımızı sağaldacayıq yenidən.
Qəlbimizdə söndüreceyiq Şuşa yanğısını
Şuşa «dağlarında toy» edeceyiq
Cıdır düzündə atlarımızı süreceyiq
Sonsuza qədər yenidən, yenidən.
Allah bizə səbr verməsin! daha…

08.05.2014 İstanbul

Azerbaycan Türkçesi içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Uyku anında…

005

Derin kuyulara itilirsin kimi zamanda
O kuyularda güzel ruhlarla karşılaşırsın.
Sen onları derin kuyulardan çıkardım sanırsın.
Bir bakmışsın, seni çıkarmışlar aslında.

Uçurtmalar tellere takılır ölü zamanda
Seni hiç incitmesin, uzandığın kabir.
Son uçuşu hatırla! Göçmen kuşlar da ölür,
Ruhlar denizine yol aldın uyku anında.

25.01.2023 İstanbul

05.04.2014 İstanbul

Felsefi şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Söýmani öwrenmelisin

009

Tutsan ürkek guşy ayalarynda,
Ganayan boş wagytlarda
Uzalar Şeytan gulaklary bilen,
Gayalara öwrüler yatlamalar içinde.

Görmek söýgüni bilmekdir ,
Renkleriň gep-gurrunlerine,
Kysmatyň berdigi jogap,
Yüregiň dymmagy boljakdyr.

Su akan wagty meydanlarda,
Ünjileriň renki birdir,
Söýmani öwrenmelisin,
Söýgi guşunyn ganatlarynda.

Uyarlayan : Gaday Kurbanov

(SEVMEYİ ÖĞRENECEKSİN)

Türkmenistan Türkçesi içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Berkin Elvan için…

berkin
“Sen gazdan kaçamazsın ben hızlı koşarım anne, ekmeği ben alırım…”
Berkin ELVAN

Martı kaşlı çocuğun cenazesi var Türkiyemde
Küçücük bir tabutu, minicik bir kefeni
Ardından göz yaşı döküyor, binlerce seveni

Koskoca bir yüreği vardı cesur kardeşimin
Masum bakışlı şehidi var artık, milletimin
Tellere takılı kalacak uçurtmalar, ülkemde

Analar ağladı, yürekler sızladı sabahın şafağında
Verilecek canlar varmış, elvan elvan özgürlüğe
Berkin en önde adını yazdırdı, ölümsüzlüğe.

11.03.2014 İstanbul

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

You will learn to love

025 (2)

If you hold a timid bird in your palms
Bleeding gaps of time
Will be extended with demon`s ears
Turns into abysses in the memories

To see is to understand of love
The response of the grief
To the color of chats
Will be the silence of the heart

Water, flowing in the time fields
The colors of the sadness are the same
You will learn to love
On the wings of the love birds

Translated by Ayşen Savadova

(SEVMEYİ ÖĞRENECEKSİN)

İngilizce içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sevməyi öyrənəcəksən

004 (2)

Tutsan ürkək quşu ovuclarında
Zamanın qanayan boşluqları
Uzanar ifrit qulaqlarıyla
Uçurumlara çevrilər, xatirələr içində

Görmək sevgini dərk etməkdir
Rənglərin söbətinə
Kədərin verdiyi cavab
Ürəyin susması olacaqdır

Su axar zaman tarlalarında
Hüznlərin rəngi eynidir
Sevməyi öyrənəcəksən
Sevgi quşunun qanadlarında

Uygunlaştıran : Ayşen Savadova

(SEVMEYİ ÖĞRENECEKSİN)

Azerbaycan Türkçesi içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sevmeyi Öğreneceksin

011 (2)

Tutarsan ürkek kuşu avuçlarında
Zamanın kanayan boşlukları
Uzar ifrit kulaklarıyla
Uçurumlara dönüşür, anılar içinde.

Görmek sevgiyi kavramaktır.
Renklerin sohbetine
Kederin verdiği yanıt,
Yüreğin susması olacaktır.

Su akan zaman tarlalarında
Hüzünlerin rengi aynıdır.
Sevmeyi öğreneceksin
Sevgi kuşunun kanatlarında.

22.02.2014 İstanbul

Felsefi şiirler, Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Köyümle buluşma

034 (2)

Koyunlarını çayırlara süren çocuk misali,
Her şeyi ardında bırakabilse keşke insan…
Gösterişten uzak saflık örneği kar çocuk…
Sürüsü, bir iki öğün azığı, köpeği
Başka yükü olmayan bulut çocuk.

Evler kuran, gönül yapan
Yıldızlarına sahip çıkarak
Aklını, özgürlüğüne adar insan.
Eğer ki bir çocuk misali kendi ruhumuzu,
Belleğimizi engin çayırlıklara sürebiliyorsak
Bilincimiz uçurtmanın kuyruğundadır, erişiriz bulutlara…

Köy yurdum olsaydı, güneş çocuk olurdum.
Gölün üstüne bulut gelip konsun diye
Saatler boyu güleç bir tepede
Nöbet beklerdim , güneş ve rüzgârın altında.
Sabahın genişliğini,
Mavinin sessiz dinginliğini,
Öğlenin geçmezliğini,
Yeşilin okşayan yumuşaklığını,
İkindinin bitmezliğini sonsuza dek yaşardım.

Kurtların düşman kesildiği,
Hırsızların bekçi kılığında gezindiği
Günümüzün ormanlarında
Sabrı kendine yoldaş eder, ay çocuk.
Çocuğun sabrını okşardım…

Yıldızları omuzlarında taşıyanların
Yüreğinde büyük bir nehir akar.
Nehri kana kana içerdim su çocuk misali…
İnsan, kendi masumiyetini
Kendi aç kurduna karşı koruyabilen
Rüzgar çocuk olabilseydi eğer,
Mutluluk yoldaşı, yaşam cenneti olurdu,
Yağmur çocuk misali.

06.02.2014 İstanbul

Pastoral şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın