Sensin…

086

Yaşadığım içsel bir yolculuk.
Yalnızlığıma gidiş bileti yok,
Sensizliğime dönüşü de yok.
Durduğum noktada karşılaştığım sensin.

Duyumsadığım sözlerimde,
Yaşadığım gündüz rüyalarımda
Yollarımda el salladığım
Yokluğuna alışamadığım sensin.

Ellerimi severdin ellerinde
Gitme derdin, giderdim
Sana gözlerimle gelirdim
Kahrolup özlediğim sensin.

30.01.2003 İstanbul
01.02.2013 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Renkler, Sözler, Sesler

f117

O kadar çok renklerle bezenmiş ki hayatlarımız,
O renk cümbüşünün altında seslerdir dinlediğimiz

Yok oldu mu? Dolaşıyor mu? Yoksa etrafımızda?
Şekillenip yaşam bulur renkler, sözlerde.

Renkler de yaşar, tek amaçları söze can vermek.
Hayatı boyunca söz üretenlere yasaktır ölmek.

Sözlerin ölümünde , kara bir sessizlik kaplar
Ölü ses, ölümü çağırır; yaşamı çağırır, yaşayan sesler.

Renklerin vatanı sözlerdir, sözleri yaşatmak için ses veririz.
Renkler sözlerde yaşam bulsun diye, kendimizi feda edebiliriz.

23.11.1999 İstanbul
13.01.2013 İstanbul

Felsefi şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

BEYAZ KAR TOPU RÜYALAR

f013

Kendini yaşattığın o mekan ,
Zaman içinde yıkılıp gitmişse;
Ne ürettiklerini paylaşarak,
Ne düşüncelerini tartışarak,
Ne de duygularını yaşayarak,
O mekanı yeniden kuramıyorsan,
Hayat savaşına sürüklendinsen ,
ve bu savaşta yalnız kalmışsan,
Yanıldıysan sevmekte, sevilmekte,
Sürekli gözyaşlarına boğuluyorsan,
Özlediğin, geçmişteki an’larını,
Yaşanmaz kıldıysa, zalim gurur ve yalan
Yüreğini saran karanlığı yaşamaktan
Başka çaren kalmadıysa, yalnızlığında,
ve sık sık aklının uyarılarını duyuyorsan:
Sana kalan, yaşarken kendine yenilmemektir.

Yenilsen de, yensen de savaş devam eder,
Yalın gerçekleriyle, bıraktığın yerden
ve hiçbir şey olmamışcasına,
Sen güçlenip doğrulmalısın yeni baştan
Duygu olarak, özlem olarak, üretim olarak
Yağmalısın yaşama, bağlanmalısın aşka.
Sen üreteceksin, aklın düşünecek,
Beyaz kar topu rüyaların gibi
Duyguların, aklın, üretimin büyüyecektir.

12.12.2012 İstanbul

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Aydınlık günlerimiz…

f003

Çetin günlerdi…
Savaş, Barış’ı hiç sevmedi
Adalet’im gece-gündüz ağladı
Umut beni hiç terk etmedi
Neyse ki yarın Güneş eve dönüyor
Aydın’lık günlerimiz sil baştan…

31.12.2012 İstanbul

Politik şiirler, Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

HESAP GÜNÜ

070
Kahır dolu gözyaşlarım kirpiklerimin arasından süzüldü süzülecek…
Öfke, utanç, üzüntü ve korku;
Yorgun mimiklerimde sızlayan izler bırakmış;
Sevgiden eser bile yok, gözyaşlarım döküldü dökülecek
Bana cevabını veremeyeceğim soruları sormayın!
Aç susuz dolaşan o çocuk bizleri affetmeyecek;
Size söylüyorum, size; bunu sakın unutmayın.

Adaletsizlik, sahibini zehirleyen bir hançer gibidir.
İçine düşen herkesi yutan bir kuyudur, çirkinliğe güzelleme:
Güzeli çirkin, çirkini güzel göstermenin gayretidir…
Sözüm temiz gözyaşı olanlara: Ağlayacaksanız ağlayın.
Bütün züppeliklerinizin, kıvırtmalarınızın canı cehenneme!
Bugün züppelik yapılacak, bilgiçlik taslanacak gün değil!
Bugün hesap günü!Bunu sakın unutmayın.

23.12.2010 İstanbul
18.12.2012 İstanbul

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Susarım…

226

Çetin Bayramoğlu – Susarım…

Sana seslenir hep yanlış ezberlerim.
Yüreğimi acıtır, yanlışlarım .
Gözyaşlarım patladı patlayacak!
Çok şey var anlatmak istediğim…
Duygularım alev aldığında,
İçimde yangın başladığında, susarım.

Bir sızı damağıma oturduğunda,
Burnumun direği sızladığında,
İki damla yaş göz pınarlarıma dayandığında
Konuşmak istediğim tek kişi var…
Daha çok artar seni incitmem, susarım.

Göz izleri özlemlerimdir, özlerim.
Yürek izleri sevdalarımdır, sevdalanırım.
Hava kirli karanlık, yağmurlu ve soğuk…
Sen hiç sevmezdin, üşüyorsun oralarda.
Benim de içim acıyor, yüreğim fırtınalarda.
Hiç ağlamadığımız bir dünya olsun isterdim.
Beni yok say, yenilgimle başbaşayım…
Daha çok artar seni özlemem, susarım.

12.11.2008 İstanbul
10.12.2012 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yüreğine dokunmama izin verir misin?

Bırak ben söyleyeyim özlediğim güzelliğini
Denizin yıkadığı çakıl taşları gibisin

Unutamam, gözlerinde saklanmama izin verdiğini
Hasret sularının sarıldığı kum taneleri gibisin

Rüzgarlar, nehirler, kuşlarla beraber
Seni bekledim sokakda, ormanda, deniz kenarında

Sabırsızım, sensiz geçip gidiyor sinsi geceler
Zaman sana özlemimi yıkıyor, hasretimde, duygularımda

Uzaklardaki sen, bir gün gözlerimi özlersen
Bir gün korkmazsan, umutlarımızı yeşertmekden

Dinle gökyüzünü, yıldızların çağırdığı ben ve sen
Sesleniyorum sana rüzgarın, nehirlerin, kuşların sesinden

01.09.1989 İstanbul
21.11.2012 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

İki İnsan


İki insan birbirine öfkelendiğinde ,
Birbirinden uzaklaşır kalpleri de .
Kalplerine duyurmak için seslerini
Bağırarak dökmeliler öfkelerini.

İki insan birbirini sevdiğinde ne olur?
Sözleri gözleri ile konuşur,
Kalpleri su damlası kadar birbirine yakındır,
Yüzlerinde sıkıntı ya yoktur ya da çok azdır.
Birbirlerini özlemeleri yeterli olur.

İki insan birbirini daha da fazla severse ne olur?
Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar.
Kalpleri güneşe daha da yakınlaşmıştır.
Konuşmalarına bile gerek kalmamıştır.
Birbirlerine bakmaları yeterli olur.

Gerçekten sevenlerin sevgisi gülümsemeli.
Kalplerimizin arasına karanlık girmemeli.
Çok uzaklaştığınız bir köşeye gelirsiniz,
Birbirinizi kavuşturacak yolu kaybedersiniz.

02.20.1992 İstanbul
12.11.2012 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karanlığa Uçan Serçeler

Heyhat! artık serçeleri de vuruyorlar.
Aç olsalar da serçeleri vurmazdı, sokaklar.
Koruyup kollardı güzel başlı güzel elli
Sokakların hoşgörü ve sevecenlik timsali.
Yiğit ak saçlı bulutların korumasında,
Herkese inat uçar dururlardı serçeler…

Kimseye zararları dokunamadığından değildi
Sere serpe kaygısızlıkları aslında…
Serçeleri vurmak isteyecek kadar
Gözü dönmüş bir açlık içinde olmadığındandı
İnsanlar, kediler, gündüzler, geceler.
Korkusuzca uçarlardı, gökyüzünde serçeler…

Biz çocuklar bu dünyanın serçeleriydik…
Kimse bizi vuracak kadar acıkmaz zannederdik…
Ölü vaziyette bile yerde yatarken …
İşte bu kadar masumduk , bu yüzden.
Yanılmışız, korumasızız, yalnızız
Serilmişiz; gökyüzünde karanlığa uçan serçeler.

23.11.2010 İstanbul
18.10.2012 İstanbul

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yatıyorum toprak karanlığında

Bıraktım seni
Öylesine karanlıkda
Kulaklarında şiirlerim
Nefesim sende artık
Yüreğim yollarda
Sardı geceyi kalleş karanlık
İstanbul uzak , ben sensizim
Yollardayım ağustos akşamında.

3-5 gece nöbeti
Gözlerim senin gözlerin
Nöbetlerim gece sessizliği
Kurşun dolu geleceğim
Göz göz açılmış yaralarım
Kanayan hayallerim
Bir de senin gülüşlerin
İstanbul uzak, ben seninleyim
Kanıyorum hastane koğuşunda.

Unutmalısın beni
Karanlığımda yaşayacağım
Uykularda gezeceğim
Sensizlik zor bana
Yolculuğunda sarmasın seni
Bensiz geçen gözyaşı anların
Bırak ellerimi gideyim artık.
İstanbul uzak, ben her yerdeyim
Yatıyorum toprak karanlığında.

08.07.2009 İstanbul
16.10.2012 İstanbul

Politik şiirler, Sevda şiirleri, İstanbul şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın