>YORGUN MELEKLER

>

Melek suretinde bebekler.
Beşiğindeki bebekleri,
Yorgun melekler bekler.
Güzel sözlü anneler
Bebeklerini ninniler.
Süt kokulu melekler
Annelerini gözetler.
Aydınlık yüzlü öğretmenler,
Neden meleklere benzerler?
Sabahları karşılar
Gül yüzlü öğrencileri,
Yorgun meleklerin yoldaşı,
Aydınlık yüzlü öğretmenler.
Güzel gözlü güzelleri,
Çeşme başında kimler bekler?
Beyaz atlı yiğitlerin
Aşk yorgunu güzellerini
Yorgun melekler bekler.
27.04.2011 İstanbul
Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>İNSANLIK ANITI

>

 
Sanatçı:
Bir çağdaş Şahmeran öyküsüdür,yaşadıklarımız.
Padişah hastalandı.
Veziri buyurdu:
Şahmeran’ın eti şifadır.
Kars’ta Şahmeran’ı buldular.
İkiz çocuklarımı,
Masum çocuklarımı
Padişah için katlediyorlar.
 
Önder:
Son dileklerini bile sormadılar.
Yalan mahkemelerinde mahkum ettiler
ve İnfazı bir sabah gerçekleştirdiler.
(Deniz’ler dalgalıydılar , o sabah)
Çakal sürüsü dalmış ayaklarına,
Tırmanmış çakallar sırtlarına ve boyunlarına.
Bütün yaralarından kanlar fışkırıyor.
Ama Onlar boyun eğmiyorlar.
Türkiye halkı gibi başı dik duruyorlar.
Meczuplar İnsanlık anıtını yıkarak
Putları yıktıklarını sanıyorlar.
(Heyhat! , Deniz’ler kaygılıydılar , o sabah)
Büyük İnsanlık ; insan oldu
tarihin maddesini sanatla bezeyerek ,
İnsanlıktan çıkanlar; sanatın içine tükürerek
Altında kaldılar ,İnsanlık anıtının.
(Deniz’ler haklıydılar , o sabah)
 
Şair:
Ayağımıza kurşun sıkmayı ne zaman bırakacağız?
 
Resim – Karikatür : Recep Bayramoğlu
27.04.2011 İstanbul
Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>KEKEÇ ÇOBANIN ÖYKÜSÜ

>

Onbeşinde , yanık tenli,
Yürek yakıcı bakışlı,
Urfa’lı mı, Urfa’lı.
Mustafa’m ,
Yüreğimi yakan
Kekeç çoban Mustafa’m.
Urfa’nın kayan yıldızı
Yaşardı yalnızlığı,
Ailesinin yazgısına yaktığı
Kekeleme rahatsızlığı.
Dağlarda can yoldaşları,
Koyunlar ve kuzular
Başına kakmazdı
Lakin severek sarıldığı
Okulundaki arkadaşları
Yaşattılar, bu dünyada
Cehennem hayatı.
Mustafa’m, çoban yıldızım.
Kararını vermiş onbeşinde,
Bu dünyada kekeleme ızdırabını
Taşımamak için daha fazla ruhunda,
Okulun çatısından atlamış betona.
Mustafa’m
Kekeç çoban Mustafa’m.
Böyle yaşamaktansa
Tercih etmiş ölmeği
ve de öbür taraftan
Bizleri izlemeği.
Bu küçük özürünü taşıyamadığından
Bırakıp göç etmiş.
Utancımızla , çürümüş
Toplumsal yapımızla başbaşa
Bırakmış, bizleri.
Mustafa’m
Kayan yıldızım, kekeç çobanım.
“Hayata tutunsaydın biraz daha”
Diyeceğim ama
Ne yüzüm var ne de vicdanım
İzin veriyor buna.
Duyar gibiyim çığlığını
Yıldızlardan gelen:
“Bugüne değin ,neredeydiniz?”
23.04.2011
Mehmet Faraç /Aydınlık gazetesi/İntihar eden çoban yıldızı(23.04.2011)
Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>KÜBRA’YA NE OLDU?

>Dört can, bir toplum
İşsizler saç baş yoldu.
Köşe başları tutanlar
Kırk harami oldu.
Dört can, bir konut
Yokluk cana vurdu.
Baba, anne, iki evlat
Açlık en ufağı vurdu.
Dört can, kara kışta
Ambarı boş buldu.
Açlıkla soluksuz yarışta
Kübra Nazar’a durdu.

17.01.2011 tarihinde Samsun’da açlıktan ölen 2,5 aylık bebek K.N.B anısına …
25.04.2011 İstanbul

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>YENİDEN SENİNLE

>014

Bir süredir, içimdeki çocuğu
Uzaklara gönderdim.
Görmesin ruhumun hırçınlaşmasını.
Şiirimi yaşayamıyorum:
Çocuğumdan uzak,
Hırçınlaşan ruhumla
Gecenin kırılgan saatlerinde
Kavga yaparak .
Affettiğini, içten bir dille söyle,n’olur!
Çocuğumu çağırayım evime.
Merhametin gölgesine sığınarak
Şiirimi yaşayayım
Bin yıldızlı gecelerde
Yeniden seninle.
16.05.2000 İstanbul
23.04.2011 İstanbul
Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>EY GÜZEL!

>

Ebru suda doğdu,
Su gülümsedi.
Bülbül suda çimdi,
Su gibi Aziz oldu.

Necesin? Ey güzel!

Su gibi şakıdı bülbül,
Çimler  mevsiminde  yeşerdi.
Leyla , Mecnun vuslata erdi.
ve Laleler suya doydu.

Yaşın kaç? Ey güzel!

Güzel suya girdi,
Deryalar şenlendi.
Aşıklar kana kana içti
Başları göğe erdi.

Kaçar mısın? Ey güzel!

17.04.2011 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>Türkiye Gençlik Birliği

>

Elimde bir çift tuğla
Nar gibi, fırında kızarmış.
Mis gibi kokuyor
Emekçinin helal  alın teri.
Gençliğin eline teslim ediyorum.
Anadolu köylerinde okul yapmaları,
Üreten, onurlu ve başı dik
Kuşağın  yetişmesine katkıları için.

Emekçinin emeği,
Köylünün isteği,
T.G.B nin önderliği
    TÜRKİYE’nin geleceği.

02.02.2011 İstanbul

http://www.tgb.gen.tr/

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Derin Üzüntü

 

Hastane koridorunda
Bir anne, yürekten sancılı;
Bir baba, gözleri yaralı.
Bembeyaz odada bir erkek çocuk
Şaşkın ve yorgun.
Damarlarında dolaşan kirli kan.
Doktorlar soruyorlar: Ne yapmalı?

Koridorun boyu otuz adım.
Koridorda günler gece,
geceler acılara gebe.

Sınıf sıralarında
Bir arkadaş , bugün de eksik.
Bir takım oyuncusuz kalmış.
Arkadaşları sahadan küskün,
Saha arkadaşlarından da üzgün.
Okul bahçesinde dolaşan
Öğretmenler soruyorlar: Nasıl anlatmalı?

Bahçenin boyu bin adım.
Çiçekler bir gecede solmuş,
bulutlar yağmura gebe.

Şehrin sokaklarında
Bir dost, hüzünlü ve çaresiz.
Sevip oynadığı dünkü bebek
Hastane odasında yatar, halsiz.
Umarsız biri ölümü yeğler.
Babayı yalnız bırakmak, ölümden beter.
Dost soruyor: Nasıl katlanmalı?

Sokakların boyu sayısız adım.
Çıkmaz sokaklar dört duvar,
duvarlar hıçkırıklara gebe.

18.04.2011 İstanbul

Diğer şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>BAHAR GELDİ

>

Bahar geldi,
Balkonumda çiçekler tomurcuğa durdu.
Bahar geldi,
Kedilerim tüylerini döküyor.

Can dostumun oğlu oldu.
Bahar geldi,
Ben yine yalnız,
Şiirlerimde yaşıyorum.

Bahar geldi,
İzmir’in dağlarında çiçekler açıyor.

17.04.2011 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>SENSİN…

Tartışma varsa
Hayat vardır.
Ben varım,
Sen de varsın.
Utopyalarımız
Solmasın.

Tartışma varsa
Havada kuş,
Suda balık,
Yüreğimde madde var.
Madde sensin,
Benim için.

03.08.1999 İstanbul
16.04.2011 İstanbul

Fotoğraf : Çetin Bayramoğlu

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın