ERGUVAN ZAMANI

f350

İstanbul’da rastladım sana,
Beyoğlu’nda , bir sokakta.
Sen bana bakıyordun,
Ben sana.
Kalplerimiz deli gibi atıyordu
İstanbul’da ,erguvan sokağında.

Gönül zenginliğim, baharımdın.
Işığımdın, biliyordun;
Sevdiğim en son erguvanımdın.
Ben seni düşlüyordum,
Sen beni.
Birlikte yaşadıklarımız,
Anılarımda;hepsi erguvani.
İstanbul’da rastladım sana ,
Yıllar, yıllar sonra.

Gözlerinden anladım;
Gelecektin bana, sonbaharda.
Gözlerin erguvan,
Dudakların erguvan,
Gülüşün erguvan.
Erguvan vakti rastladım sana.
İstanbul’un yalnızlığa soyunmuş
Beyoğlu sokağında.

02.05.2011 İstanbul

İstanbul şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

VİKİLİKS SIZDIRMALARI – BELGE 10

Merkeze geçtiğim son kripto:

Kardeşi kardeşe,
Komşuyu komşuya
Düşman etmek için
Yararlandık, yararlanıyoruz
Arkadaşlardan.

Haçlımızı bağırlarına,
Savaşcılarımızı topraklarına
Almalarını istedik , istiyoruz
Çakmalardan.

Ulusal çıkarlarımızı
Örgütsel çıkarları ile
Çakıştırdık, çakıştırıyoruz.
Pek memnunuz,
Eşbaşkanlardan.

Arz ederim.

02.05.2011 İstanbul

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ey Mezarcı!

EY MEZARCI!

Sonunda anladım…
Yaşayamıyorum kendime rağmen.
Sorguluyorum…
Vicdanım gerçeği haykırıyor.
Seviyorum, anlatamıyorum.
Onunla yaşamak
ve Birlikte gömülmek istediğimi.

Ey Mezarcı!
At üstüme bir karış toprak.
Hissedeyim gözyaşlarını,
Üzerimde dolaşan bulutların
ve Sevdiğimin geç kalan ellerini,
Artık atmayan kalbimin üzerinde.

Pişmanım şimdi…
Ellerine tutsak olamadığıma,
Gözlerine itiraf edemediğime,
Sevdiğimin.

Ey Mezarcı!
Dilerim tüm içtenliğimle,
Sevdalıların itiraf etmelerini
Birbirlerini sevdiklerini
ve Gözü yaşlı sözlerle,
Birbirlerini incitmemelerini.

30.04.2011 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gerçekleştirelim…

Evrenim,
Damarlarımdaki tabiatım,
Yüreğimdeki sevdiğim,
Benim.

Aşkımızı , gözlerimizde;
Bilgimizi, beynimizde
Geliştirip büyütelim.

Sana bağlıyım , aşkın namusuyla.
Gerçeğe bağlıyım, maddenin olgusuyla.
Hayranım canlılığımıza,
Sevdiceğim.
Kim ne derse desin:Birleşelim.

Anlayalım doğayı
ve Birbirimizi.
Ruhumuzun ölümsüzlüğünü,
Sevdamızın süreksizliğini
Sen ve Beni yenileyerek
Sorunlarımızı çözelim.

Barış içinde ,
Özgürlüğümüzü savunalım.
Ekmek kavgasını,
Sevda davasını
Birlikte gerçekleştirelim.

01.05.2011 İstanbul

Felsefi şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>YORGUN MELEKLER

>

Melek suretinde bebekler.
Beşiğindeki bebekleri,
Yorgun melekler bekler.
Güzel sözlü anneler
Bebeklerini ninniler.
Süt kokulu melekler
Annelerini gözetler.
Aydınlık yüzlü öğretmenler,
Neden meleklere benzerler?
Sabahları karşılar
Gül yüzlü öğrencileri,
Yorgun meleklerin yoldaşı,
Aydınlık yüzlü öğretmenler.
Güzel gözlü güzelleri,
Çeşme başında kimler bekler?
Beyaz atlı yiğitlerin
Aşk yorgunu güzellerini
Yorgun melekler bekler.
27.04.2011 İstanbul
Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>İNSANLIK ANITI

>

 
Sanatçı:
Bir çağdaş Şahmeran öyküsüdür,yaşadıklarımız.
Padişah hastalandı.
Veziri buyurdu:
Şahmeran’ın eti şifadır.
Kars’ta Şahmeran’ı buldular.
İkiz çocuklarımı,
Masum çocuklarımı
Padişah için katlediyorlar.
 
Önder:
Son dileklerini bile sormadılar.
Yalan mahkemelerinde mahkum ettiler
ve İnfazı bir sabah gerçekleştirdiler.
(Deniz’ler dalgalıydılar , o sabah)
Çakal sürüsü dalmış ayaklarına,
Tırmanmış çakallar sırtlarına ve boyunlarına.
Bütün yaralarından kanlar fışkırıyor.
Ama Onlar boyun eğmiyorlar.
Türkiye halkı gibi başı dik duruyorlar.
Meczuplar İnsanlık anıtını yıkarak
Putları yıktıklarını sanıyorlar.
(Heyhat! , Deniz’ler kaygılıydılar , o sabah)
Büyük İnsanlık ; insan oldu
tarihin maddesini sanatla bezeyerek ,
İnsanlıktan çıkanlar; sanatın içine tükürerek
Altında kaldılar ,İnsanlık anıtının.
(Deniz’ler haklıydılar , o sabah)
 
Şair:
Ayağımıza kurşun sıkmayı ne zaman bırakacağız?
 
Resim – Karikatür : Recep Bayramoğlu
27.04.2011 İstanbul
Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>KEKEÇ ÇOBANIN ÖYKÜSÜ

>

Onbeşinde , yanık tenli,
Yürek yakıcı bakışlı,
Urfa’lı mı, Urfa’lı.
Mustafa’m ,
Yüreğimi yakan
Kekeç çoban Mustafa’m.
Urfa’nın kayan yıldızı
Yaşardı yalnızlığı,
Ailesinin yazgısına yaktığı
Kekeleme rahatsızlığı.
Dağlarda can yoldaşları,
Koyunlar ve kuzular
Başına kakmazdı
Lakin severek sarıldığı
Okulundaki arkadaşları
Yaşattılar, bu dünyada
Cehennem hayatı.
Mustafa’m, çoban yıldızım.
Kararını vermiş onbeşinde,
Bu dünyada kekeleme ızdırabını
Taşımamak için daha fazla ruhunda,
Okulun çatısından atlamış betona.
Mustafa’m
Kekeç çoban Mustafa’m.
Böyle yaşamaktansa
Tercih etmiş ölmeği
ve de öbür taraftan
Bizleri izlemeği.
Bu küçük özürünü taşıyamadığından
Bırakıp göç etmiş.
Utancımızla , çürümüş
Toplumsal yapımızla başbaşa
Bırakmış, bizleri.
Mustafa’m
Kayan yıldızım, kekeç çobanım.
“Hayata tutunsaydın biraz daha”
Diyeceğim ama
Ne yüzüm var ne de vicdanım
İzin veriyor buna.
Duyar gibiyim çığlığını
Yıldızlardan gelen:
“Bugüne değin ,neredeydiniz?”
23.04.2011
Mehmet Faraç /Aydınlık gazetesi/İntihar eden çoban yıldızı(23.04.2011)
Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>KÜBRA’YA NE OLDU?

>Dört can, bir toplum
İşsizler saç baş yoldu.
Köşe başları tutanlar
Kırk harami oldu.
Dört can, bir konut
Yokluk cana vurdu.
Baba, anne, iki evlat
Açlık en ufağı vurdu.
Dört can, kara kışta
Ambarı boş buldu.
Açlıkla soluksuz yarışta
Kübra Nazar’a durdu.

17.01.2011 tarihinde Samsun’da açlıktan ölen 2,5 aylık bebek K.N.B anısına …
25.04.2011 İstanbul

Politik şiirler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>YENİDEN SENİNLE

>014

Bir süredir, içimdeki çocuğu
Uzaklara gönderdim.
Görmesin ruhumun hırçınlaşmasını.
Şiirimi yaşayamıyorum:
Çocuğumdan uzak,
Hırçınlaşan ruhumla
Gecenin kırılgan saatlerinde
Kavga yaparak .
Affettiğini, içten bir dille söyle,n’olur!
Çocuğumu çağırayım evime.
Merhametin gölgesine sığınarak
Şiirimi yaşayayım
Bin yıldızlı gecelerde
Yeniden seninle.
16.05.2000 İstanbul
23.04.2011 İstanbul
Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

>EY GÜZEL!

>

Ebru suda doğdu,
Su gülümsedi.
Bülbül suda çimdi,
Su gibi Aziz oldu.

Necesin? Ey güzel!

Su gibi şakıdı bülbül,
Çimler  mevsiminde  yeşerdi.
Leyla , Mecnun vuslata erdi.
ve Laleler suya doydu.

Yaşın kaç? Ey güzel!

Güzel suya girdi,
Deryalar şenlendi.
Aşıklar kana kana içti
Başları göğe erdi.

Kaçar mısın? Ey güzel!

17.04.2011 İstanbul

Sevda şiirleri içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın